Dr. Öğr. Üyesi Ömer Demirbağ – Biyografi
Dr. Öğr. Üyesi Ömer Demirbağ, Van Yüzüncü Yıl Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Türk Dili ve Edebiyatı Bölümü’nde görev yapan; klasik Türk edebiyatı, özellikle Eski Türk Edebiyatı ve divan şiiri alanlarında çalışmalarıyla öne çıkan bir akademisyen, araştırmacı ve kültür sohbetçisidir. Akademik birikimini yalnızca makale ve kitaplarla sınırlı tutmayan Demirbağ; üniversite içi ve dışı etkinliklerde yaptığı konuşmalar, atölye ve söyleşiler, ayrıca televizyon programı formatındaki edebiyat sohbetleriyle, metinlerin arkasındaki “düşünce dünyasını” geniş kitlelere anlaşılır bir dille taşımayı hedefler. Onun anlatısında divan şiiri; yalnızca geçmişe ait bir estetik zevk değil, bugünün insanına da yol gösterebilen bir kültürel hafıza alanıdır: Dilin incelikleri, kavramların serüveni, değerlerin edebî temsili ve insanın iç dünyası bir arada okunur.
Bu bakış, Ömer Demirbağ’ın hem akademik çalışmalarında hem de sahne/konferans diliyle yaptığı kamuya açık konuşmalarda kendini gösterir. Dinleyiciyi sadece bilgiyle değil, metnin ruhu ve çağrışım alanıyla da buluşturan bir üslup benimser; beyitleri ve metin parçalarını “güncel hayata temas eden” sorularla birlikte ele alır. Böylece edebiyat, kuru bir bilgi alanı olmaktan çıkar; tecrübe edilen, üzerine düşünülen ve hayata temas eden canlı bir anlatıya dönüşür.
Akademik yolculuk ve uzmanlık alanı
Ömer Demirbağ’ın akademik serüveni, lisans eğitimini Fırat Üniversitesi Fen-Edebiyat Fakültesi Türk Dili ve Edebiyatı alanında tamamlamasıyla başlar. Ardından Van Yüzüncü Yıl Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü’nde Eski Türk Edebiyatı alanında yüksek lisans çalışmalarını sürdürür; aynı kurumda doktora derecesini de yine Eski Türk Edebiyatı alanında tamamlar. Bu çizgi, onun mesleki omurgasını oluşturan “metin-merkezli” yaklaşımı da açıklar: Klasik metinleri, tarihsel bağlamı ve estetik diliyle birlikte okumak; şerh geleneğini çağdaş okuma ihtiyaçlarıyla buluşturmak; divan şiirinin anlam katmanlarını bugünün insanına yaklaştırmak.
Araştırma alanı kaydında, sosyal ve beşerî bilimler çerçevesinde “dil ve edebiyat / Türk dili ve edebiyatı / Eski Türk edebiyatı” ekseni belirgindir. Bu eksen, Osmanlı Türkçesiyle kurulan bağdan klasik şiirin sembol dünyasına; tasavvufî kavramların metindeki izinden edebiyatın eğitimdeki yerine kadar geniş bir çalışma alanı doğurur. Demirbağ’ın üretimlerinde, klasik şiirin “yüksek dili”nin arkasındaki kültür ve düşünce birikimini görünür kılma gayreti sıkça hissedilir.
Van Yüzüncü Yıl Üniversitesi’nde akademik görevler
Demirbağ, Van Yüzüncü Yıl Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Türk Dili ve Edebiyatı Bölümü’nde 2001’den bu yana akademik görevler üstlenmiş; 2018’den itibaren Dr. Öğr. Üyesi unvanıyla çalışmalarını sürdürmüştür. Akademik hayatının önemli bir parçasını öğrenci yetiştirmek oluşturur: Lisans ve lisansüstü düzeyde verdiği derslerin yanı sıra tez danışmanlıklarıyla, klasik edebiyatın temel metinlerine yeni araştırmacılar kazandırmayı amaçlar. Danışmanlık yaptığı çalışmalar arasında “Nebati ve Divanı” başlıklı doktora tezi dikkat çeker; bu çalışma, divan geleneğinin bir şair üzerinden bütüncül biçimde okunmasına imkân tanıyan örneklerden biridir.
Üniversite bünyesindeki akademik üretimini; kongre bildirileri, üniversite destekli projeler ve yayımlanan eserlerle besleyen Demirbağ, klasik edebiyat çalışmalarında “kaynak üretimi + yorum” dengesini önemser. Bir metni gün yüzüne çıkarırken (neşir/derleme), aynı zamanda o metni okunabilir kılan açıklama ve yorum katmanlarını da kurmayı hedefler. Böylece hem akademiye hem de meraklı okura hitap edebilen bir köprü dil geliştirmeye çalışır.
Araştırma odağı: Klasik şiir, şerh geleneği ve anlam katmanları
Demirbağ’ın araştırma odağı, divan şiirinin estetik dünyasını ve kavram haritasını derinlemesine çözümlemeye yöneliktir. Çalışmalarında, şiirin yalnızca “söz sanatı” değil; aynı zamanda bir düşünme biçimi, bir kültür aktarım yöntemi ve bir değerler dili olduğunu vurgular. Klasik şiirde tasavvufî kavramların izini sürmek, kutsal olanın şiirde nasıl temsil edildiğini tartışmak, “ah” gibi tek bir kelimenin etrafında geniş bir duygu dünyasını takip etmek; onun metin yorumculuğunun karakteristik başlıkları arasındadır.
Şerh (açıklama/yorum) geleneği, klasik metinlerle bugünün okuru arasındaki en güçlü bağlardan biridir. Demirbağ’ın çalışmaları, şerhi yalnızca “kelime açıklaması” değil; bağlam, düşünce, estetik ve insan hâlleri üzerinden kurulan katmanlı bir okuma olarak ele alır. Bu yaklaşım, organizasyon sahnesine taşındığında da etkili olur: Dinleyici, bir beyitte geçen tek bir kelimenin bile tarihî, kültürel ve duygusal bir yolculuğa açıldığını fark eder. Böylece edebiyat, kuru bir bilgi alanı olmaktan çıkar; tecrübe edilen, üzerine düşünülen ve hayata temas eden canlı bir anlatıya dönüşür.
Kitaplar: Şairler, dönemler, okuma anahtarları
Ömer Demirbağ’ın kitap çalışmaları, klasik edebiyatın önemli isimleri üzerinden dönemin şiir anlayışını ve dil estetiğini görünür kılmayı hedefler. “Kadı Burhaneddin ve Şiiri” başlıklı araştırma kitabı, Anadolu sahasında erken dönem divan şiirinin güçlü isimlerinden Kadı Burhaneddin’i; şiir dili, tema dünyası ve dönem bağlamı içinde ele alan kapsamlı bir çalışmadır. Bu eser, klasik şiire “şair merkezli” yaklaşımın başarılı örneklerinden biri olarak, hem akademik çevreler hem de klasik edebiyat meraklıları için bir başvuru kaynağı niteliği taşır.
Bunun yanında “Divan / Karslı Süleyman Şadi” başlıklı çalışma, klasik metin geleneğine ait bir “divan” metninin araştırmacılara kazandırılması bakımından önemlidir. Klasik edebiyat çalışmalarında metinlerin dolaşıma girmesi, şairlerin ve dönemlerin yeniden okunabilmesi için kritik bir adımdır. Demirbağ’ın bu tür çalışmaları, onun yalnızca yorumlayıcı değil; aynı zamanda metin neşri ve kaynak üretimi tarafını da güçlendirir. Kısacası, bir yandan şiirin anlamını çözmeye çalışırken, diğer yandan o şiirin “kaynağını” daha erişilebilir hâle getirmeyi amaçlar.
Seçili makaleler: Tasavvuf, klasik şerh ve şiir düşüncesi
Demirbağ’ın hakemli dergilerde yayımlanan makaleleri, divan şiirinin farklı problem alanlarına odaklanır. “Klasik Şiirimizde Hallâc-ı Mansûr” başlıklı çalışması, tasavvuf tarihinin çarpıcı figürlerinden Hallâc’ın şiir geleneğinde nasıl anlaşıldığını ve nasıl simgeleştirildiğini tartışır. “Fuzûlî’nin Bir Murabbâsı Üzerinde Şerh Çalışması” gibi metin odaklı çalışmalar ise, klasik şiiri çözümleme yöntemlerini somut örnekler üzerinden gösterir; okurun “nasıl okunur?” sorusuna bir yöntem önerir.
Şeyh Gâlib üzerine kaleme aldığı yazılar, hem şairin poetikasına hem de şiirinin anlaşılma biçimlerine dair düşünsel bir çerçeve sunar. “Şeyh Gâlib Şair Şeyh mi Şeyh Şair mi?” ve “Şeyh Gâlib’in Bir Şarkısını Şerh Denemesi” gibi başlıklar, Galib’in şiir dünyasını tasavvufî zemin, dil estetiği ve yorum geleneği açısından tartışan çalışmalardır. “Klasik Şiirimiz ve Kutsallar” başlıklı makalesi, şiirde kutsalın temsili üzerinden kültür-din-edebiyat ilişkisine odaklanır. “Şair ve Övünme” ise, divan şiirinin benlik/özne kurulumuna ve şairane iddianın dil içindeki izlerine dair bir tartışma açar.
Demirbağ’ın ortak yazarlı çalışmaları da vardır. Örneğin Aziz Mahmud Hüdâyî’nin “Dîvân-ı İlâhîyât”ı ile Goethe’nin “Doğu-Batı Divanı”nda Allah sevgisi temasını karşılaştırmalı biçimde ele alan makale, klasik Türk edebiyatı birikiminin dünya edebiyatı bağlantılarıyla buluştuğu bir örnek sunar. Bu tür çalışmalar, onun klasik metinleri yalnızca “yerel” değil, daha geniş bir kültür ve düşünce haritası içinde ele almaya açık bir yaklaşımı olduğunu gösterir.
Bilimsel toplantılar ve projeler: Konunun peşinden giden üretim
Demirbağ, bilimsel kongre ve sempozyumlarda sunduğu bildirilerle de klasik şiir araştırmalarını canlı tutar. “Divan Şiirinde Bir Mutsuz: Naili Kadim” başlıklı bildirisi, Naili’nin şiir dilindeki “hüzün” ve “mizaç” katmanlarını tartışan bir okuma önerisi sunar. “Harputlu Mustafa Sabri Efendi’nin Bir Gazelini Şerh Çalışması” ise, yerel/mahallî şiir mirasının şerh yöntemiyle yeniden anlaşılmasına kapı aralar. Bu iki başlık, Demirbağ’ın metni “yakın okuma” ile ele alma yöntemini; şairin dili üzerinden insan hâllerine, dönemin ruhuna ve kültür birikimine ulaşma arayışını iyi örnekler.
Bu temalar, üniversite destekli projeleriyle de örtüşür. “Divan Şiirinde Bir Mutsuz: Naili Kadim”, “Nebati ve Divanı” ve “Lali Mehmed Fenâî’nin İbrâhîm Gülşenî’nin Manevî Şerhi” başlıklı projeler; yorumlama, kaynak üretimi ve metin çalışması ekseninde bir sürekliliğe işaret eder. Projelerin farklı düzeylerde (BAP diğer, doktora, yüksek lisans) yürütülmesi; Demirbağ’ın hem kendi araştırma gündemini hem de yetiştirdiği araştırmacılar üzerinden genişleyen bir akademik hattı koruduğunu düşündürür.
Edebiyatı sahaya taşıyan bir anlatım dili: Programlar ve kamuya açık sohbetler
Akademik dünyanın dili çoğu zaman kapalı ve teknik olabilir; Demirbağ’ın öne çıktığı alanlardan biri, bu dili sadeleştirerek “kültür sohbeti” formuna dönüştürmesidir. AVESİS kayıtlarında yer alan “Edebî” adlı haftalık TV programı çalışması, bu yönün somut örneklerindendir. Haftalık program formatı, uzun soluklu bir dil ve içerik disiplinini gerektirir: Konuyu seçmek, örnek metinleri belirlemek, anlatı akışını kurmak ve izleyiciyi yormadan derinleşmek… Demirbağ’ın “Edebî” çatısı altında yürüttüğü edebiyat sohbetleri, şiiri sadece alıntılayıp geçmek yerine; beyitlerin arka planındaki kavram dünyasını, geleneğin sesini ve insanın iç tecrübesini birlikte düşünmeye davet eder.
Benzer şekilde “Can Veren Pervaneler” başlıklı çalışma da, farklı bölümler halinde yayımlanmış bir üretim olarak Demirbağ’ın edebiyat içeriklerini süreklileştirme çabasını gösterir. Bu tür üretimler, organizasyonlar açısından da önemli bir avantajdır: Konuşmacının “sahne dili”nin oturmuş olması, konu çeşitliliği ve örnek seçkisi üretme becerisi, program akışına uyum sağlayabilmesi ve süre yönetimi gibi pratik becerileri güçlendirir. Demirbağ’ın anlatısında çoğu zaman bir beyit, bir hikâye ya da bir kavram çıkış noktası olur; ardından dinleyiciyle birlikte “anlamın katmanlarına” doğru kademeli bir yolculuk yapılır.
Konferans ve söyleşi başlıkları: Klasikten bugüne köprü
Etkinliklerde aranan en önemli şeylerden biri, konuşmacının birikimini “gündelik hayatla temas eden” bir çerçevede aktarabilmesidir. Demirbağ’ın farklı üniversiteler ve kurumlar tarafından davet edilmesi, bu ihtiyaca cevap veren bir profil çizdiğini gösterir. Örneğin 2025’te çevrim içi “Son Kalemiz Aile” başlıklı hizmet içi eğitimde konuşmacı olarak yer alması; edebiyat/kültür perspektifini aile, değerler ve toplumsal yapı gibi alanlarla ilişkilendirebildiğini ortaya koyar. Yine 2025’te düzenlenen bir sosyal bilimler sempozyumu kapsamında “Dijital Çağda Aile İlişkileri ve Değerlerin Korunması” başlıklı bir söyleşi için çağrılı konuşmacı olarak duyurulması, güncel meseleleri kültürel bir okuma ile ele alabildiğini gösteren bir başka örnektir.
Bu başlıklar, onun edebiyatı “hayattan kopuk” değil; hayatın içindeki ilişki biçimlerini, değer dilini ve iletişim tarzını etkileyen bir kültür alanı olarak gördüğünü düşündürür. Klasik şiirin insanı merkeze alan temaları—sevgi, özlem, sabır, hüzün, kıymet bilme, ölçü (edep), gönül eğitimi—günümüzde aile ilişkileri ve dijital dünyanın gündelik ritimleri içinde yeniden konuşulabilir. Demirbağ’ın söyleşi dilinde bu tür “köprüler” kurmak, dinleyicinin hem metinle hem de kendi hayatıyla bağ kurmasını kolaylaştırır.
Organizasyonlar için neden Dr. Ömer Demirbağ?
Dr. Ömer Demirbağ’ı etkinliklerde değerli kılan özelliklerin başında, iki farklı dünyayı aynı masada buluşturabilmesi gelir: Bir yanda akademik disiplin, kaynak okuması ve metin analizi; diğer yanda dinleyiciyle kurulan sıcak iletişim, örneklerle zenginleşen anlatım ve kültürel hafızayı canlandıran hikâyeleştirme. Bu denge, özellikle belediye kültür-sanat etkinlikleri, üniversite söyleşileri, lise/öğretmen buluşmaları, vakıf ve dernek programları, kitap günleri, panel ve sempozyumlar için güçlü bir avantajdır. Klasik edebiyatı “uzak bir geçmiş” gibi değil; bugünün duygu dünyasına, değer arayışına ve dil zevkine temas eden canlı bir kaynak gibi sunar.
Ayrıca, üretim çeşitliliği—kitap, makale, bildiri, proje, TV programı formatı—konuşma repertuvarının genişliğini destekler. Organizasyonlar açısından bu, programı hedef kitleye göre özelleştirme imkânı demektir: Gençlere yönelik bir söyleşide “dil ve edep” vurgusu öne çıkarılabilir; akademik bir panelde şerh yöntemleri ve metin çözümleme konuşulabilir; kurum içi eğitimde aile/değerler ve dijital çağın etkileri tartışılabilir. Demirbağ’ın metinle kurduğu bağ, temayı “örnek üstünden anlatma” becerisiyle birleştiğinde, dinleyiciye hem bilgi hem de ilham veren bir içerik ortaya çıkar.
Önerilen etkinlik formatları
-
Konferans / açılış konuşması: Klasik şiirin kültür ve düşünce tarihindeki yeri; “edep” ve dil ilişkisi; şiirle değer aktarımı.
-
Söyleşi / dinleti: Seçili beyitler üzerinden yorum; divan şiiri – tasavvuf – gündelik hayat bağları.
-
Atölye: Şerh okuma yöntemleri; metin çözümleme; “bir beyit nasıl okunur?” uygulamaları.
-
Panel katılımı: Dijital çağ, aile ve değerler; kültürel mirasın korunması; eğitimde klasik edebiyat.
-
Kurum içi eğitim: İletişim dili, değerler ve kültür; metinlerle düşünme ve yorumlama.
Kısa seçki: Temel eser ve çalışmalar
-
Kadı Burhaneddin ve Şiiri (Araştırma kitabı)
-
Divan / Karslı Süleyman Şadi (Metin çalışması)
-
Klasik Şiirimizde Hallâc-ı Mansûr, Fuzûlî şerh çalışması, Şeyh Gâlib üzerine incelemeler, Klasik edebiyatın eğitimi, Kutsallar ve şiir ilişkisi, Şair ve övünme (Seçili makaleler)
-
Edebî (Haftalık TV programı) ve Can Veren Pervaneler (bölümler)
-
Divan Şiirinde Bir Mutsuz: Naili Kadim ve Harputlu Mustafa Sabri Efendi’nin bir gazeli üzerine şerh (Bildiriler)
Booking / iletişim notu
Dr. Ömer Demirbağ, Van Yüzüncü Yıl Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Türk Dili ve Edebiyatı Bölümü’nde görev yapmaktadır. Etkinlik, konferans ve söyleşi talepleriniz için booking sürecini (tarih–şehir–format–hedef kitle) netleştirerek ilerlemek; program içeriğinin hedef kitleye göre birlikte şekillendirilmesi açısından önerilir.